Sayfalar

20 Mayıs 2010 Perşembe

Free Information

10 Mayıs 2010 Pazartesi

What the fuck!

8 Mayıs 2010 Cumartesi

4 Mayıs 2010 Salı

No To The Bureaucracy

Askeri vesayete sahip çıkan milletvekilleri

Son günlerde tüm Türkiye, Ankara’ya kilitlendi. AKP tarafından meclise sunulan ve 2. tur oylamaları halen devam eden anayasa değişikliği paketi halkı ikiye bölmüş durumda. Bir yanda 1982 Anayasası’nın değiştirilmesini isteyenler, diğer yanda 12 Eylül’ün dayattığı askeri vesayetin devamını isteyenler.

Toplumun önemli bir kesimi anayasanın değiştirilmesinin isterken, hiç de azımsanmayacak bir kesim bu anayasanın tamamen çöpe gönderilip, sivil bir anayasa yapılmasını istiyor.

Yapılan anketlerde halkın yüzde 60’ının anayasa değişiklik paketinin desteklediği bilinmesine rağmen ilk günden itibaren CHP ve MHP bu değişikliğe karşı olduklarını açıklayarak tavırlarını net bir şekilde ortaya koydular. Görüşmelerin ilk turunda CHP ve MHP’nin tüm engelleme taktiklerine rağmen paketin tüm maddeleri, referandum sınırı olan 330 ve üzerinde oy aldı ve görüşmelerin ikinci turuna geçildi. Halkın oylarıyla meclise girmiş temsilciler, halkın isteğine karşı tutum almakta bir mahzur görmediler.

Pazartesi (3 Mayıs)günü yaşanan bir gelişme ise bu durumu daha net bir şekilde ortaya koyuyor. Siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıracak olan anayasa değişikliğinin 8. maddesi ikinci tur oylamasında aldığı 327 oyla paketten düştü. Bu karara göre Anayasa Mahkemesi, Demokles’in kılıcı gibi siyası partilerin üzerinde sallanmaya devam edecek. Anayasa Mahkemesi kurulduğu 1963 yılından beri 27 siyasi partiyi değişik gerekçelerle kapattı.

Artık açık bir şekilde görülüyor ki bu pakete meclis sahip çıkmıyor, halk sahip çıkmalı. Kısmen de olsa bizi 1982 Anayasası’ndan kurtaracak olan bu pakete desteğini sürdürürken, yeni, sivil, demokratik bir anayasa talebini dile getirmeli.

Bu anayasa, toplumun tüm kesimlerini buldozer gibi ezen 1980 askeri darbesinin anayasasıdır ve milletvekilleri anayasayı değiştirecek iradeye sahip değiller.

Biz sosyalistler bu anayasa değişikliği paketinin arkasında dururken, sivil bir anayasa ihtiyacını görmezden gelmiyoruz. 10 Nisan günü Kadıköy Meydanı’nda “Sivil ve Demokratik Anayasa Platformu” tarafından örgütlenen mitingin gösterdiği üzere “12 Eylül Anayasası çöpe” diyoruz.

Bu yazı marksist.org sitesi için yazılmıştır.

2 Mayıs 2010 Pazar

I am not a man, I am Cantona

Dünyaya belki ondan daha yetenekli futbolcular geldi ama sadece birisi Cantona olabildi.



"he's cantona... he's done it!"

Bugün bu golü atabilecek belki bir çok futbolcu var: Messi, Ronaldo, Ibrahimovic v.s.
Ancak hiç birisi bu golü bu kadar görkemli atamaz. Cantona'yı diğerlerinden ayıran en önemli fark budur bence.

Eric "The King" bir futbolcudan çok daha fazlasıydı. Bir filozof, oyuncu, tiyatro aşığı, reklam yıldızı..
Cantona'yı uzun yıllardır futbl yorumcuları tanımlama çalışıyorlar ancak bunu en iyi yapabilen yine kendisi oldu.

Ken Loach'un "LooKing or Eric" filminde başrolü paylaşan Fransız yıldız kendisiyle ilgili önemli bilgiler veriyor.

Evet o sıradan birisi değildi. O, Cantona'ydı..


İzleyiciler