Sayfalar

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Tekirdağ, Antalya, İstanbul, Ankara..


Ee ne bok yiycem ben şimdi? Soru budur. Cevabını bulana ise benden bir sıkımlık diş macunu hediye. Tekirdağ şantiyesi bitiyor. İki ay süren bu şantiyeden pek iyi anılarla ayrılıyor değilim.

Kartal, Düzce, Isparta derken yeni hedef belli oldu… Antalya.

“Ne işim var benim orda?” diyemiyorsun patrona ve ya “ben döneyim Özkan Bey. Sevgilim bekler”. Tam yerleşik hayata dönüyorum diye beklerken iyice seferi olduk. Saçma sapan çalışma saatleri ve sıcaklar birleşince tam bir işkence oldu şantiye mühendisliği.

İki ay önce “plaza mode on” iken şimdi tır garajında post giriyorum. Memnunum bundan ama bir yere kadar.

Artık yerleşik bir hayat ister bu gönül. Ancak kafa İstanbul’da, gönlüm Ankara’da bedenim Tekirdağ’da. İki ay önce aklıma bile gelmezken şimdi Ankara'dan iş arıyorum. Ve Ankara'ya yerleşmeyi düşünüyorum.

Var mı bu denklemin içinden çıkabilecek olan?

İzleyiciler