Gerçek ismi midir yoksa müstear mıdır biliyorum ama TKP'nin haber portalı olan sol.org.tr'de Yurdakul Er ismi ile yazan bir köşe yazarı bulunmakta.
Geride kalan yaz aylarında İran bir sivil ayaklanma yaşarken, zat-ı şahane bir yazı kaleme almış. Komünist Parti'nin internet sitesinde yazan Yurdakul Er, İran seçimleri sonrasında Musavi yandaşlarını şöyle tanımlıyor:
"Musavi'nin büyük bölümü disko döküntülerinden oluşan ve sokaklarda gövde gösterisi yapan "özgürlükçü solcuları" ile Türkiye'deki liberal bataklığın sol kıyısı ("sivil toplum çöpleri") arasında bir fark yok."
Daha da ileri giden bu zat, "İran'da epeydir biti kanlanmış yeni zenginler, pek de geniş sayılamayacak bir şımarık orta sınıf desteğinde iktidara yükleniyor. Solumuzun, Ahmedinejad gibi bir siyasal kimlik nedeniyle zor duruma düşmesini anlamakta yine de zorlanıyoruz. Türkiye'deki aydınlanma mücadelesinin inkârcıları, artık her türlü zekâ kırıntısını yemiş durumdaki "1923 düşmanları", bu zorluğun kaynağıdır." ifadesini kullanmakta hiç bir beis görmüyor.
Ancak bence en önemli satır sonlarda gizli. 26 Haziran 2009 tarihli yazının son cümlelerinden birisi şöyle:
"1923'ün ve işçi sınıfımızın önemi burada bir kez daha kendi kanıtlıyor. İran'ın bir 1923'ü veya 27 Mayıs'ı yok ki..."
27 Mayıs askeri darbesi ile işçi sınıfı bağlantısını kuran bu adam 1923'e göz kırpmaktan da geri kalmıyor ve kemalizmin dehlizlerine dalıyor. İlk başta bu yazı ironi içeriyor gibi görünebilir ancak maalesef öyle değil ve TKP'nin bugünkü durumun yansıtması açısından oldukça aydınlatıcı.
Gelelim bu yazının yazılma sebebine: Hainlik.
25 Mart tarihli Yurdakul Er imzalı son makalenin her yanından şövenlik akıyor. Sırrı Süreyya Önder üzerinden Taraf, Birikim ve Radikal'e saldırıyor ama asıl amacının Troçki ve Troçkistler olduğu belli. Stalinist geleneğin, Troçki'yi karalamasına oldukça alışkınız. Sonuçta ellerinde onun kanı var. Ama Yurdakul Er, 1917 Devrimi'nin önderlerinin katlini meşru gösterir ve onları hainlikle suçlarken, Yalçın Küçük'ü örnek bir devrimci olarak öne sürüyor. İnsanların isimleri üzerinden bile ırkçılık yapabilen, "27 Mayıs'ı ben yaptırdım" diyen darbeci Yalçın Küçük'ü.
Burada tek soru var aklıma takılan:
1- İnancıyla siyasi görüşünü birbirine engel görmeyen Sırrı Süreyya Önder mi geleneği gereği hain yoksa Merkez Komite üyelerinin neredeyse tamamını ihanetle suçlayarak öldüren Stalin ve hala onu savunabilenler mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder